Türkçe | English ana sayfa | duyurular | Aspendos projesi | databankası | galeri | kontak ve sponsorlar | kazı günlüğü | kültürel miras

Aspendos

konum | tarih | yapılar | nekropoller ve mezarlar

Konum

map of Aspendos and Turkey

Antik Aspendos kenti, Türkiye’nin güneyinde Pamphylia bölgesinde, Akdenize dökülen antik Eurymedon (Köprüçay) nehri kenarında, kayalık bir tepenin üzerinde ve etrafındaki düzlükte kurulmuş bir kenttir. Ancak teritoryum sınırı Torosların en güney uçlarında bulunan tepelere kadar uzanmaktaydı. Bugünkü ölçüleri ile nehir limanının denizden uzaklığı kuş uçumu yaklaşık 11 km uzaklıktadır. Roma dönemindeki kentin sahip olduğu yapılar ve antik kaynaklar neticesindeki zengin görüntüsü, zengin kent teritoryumundan sağlanan gelirlerin Aspendos nehir limanı ve nehir ticareti yoluyla tüm Akdeniz kentleriyle olan ilişkisi içinde değerlendirilebilir. Zengin, yoğun ve çok çeşitlilik gösteren keramik repertuarı bu ticaret ağını yayılımının ne denli geniş olduğunu göstermiştir.

Kent kendi ve çevre kentlerin ekonomik gelirlerini nehir taşımacılığı ile Eurymedon ağzında yer almış olması ön görülen deniz limanı sayesinde uzak Akdeniz kentlerine ulaştırmış olmalıydı. Keza hem hellenistik dönemdeki üç katlı market binası ve hem de olasılıkla şimdilik roma dönemi olduğu düşünülen iki katlı dükkan sırasında oluşan agoranın batısındaki yapı, bu zengin ticaretin boyutlarını göstermesi açısından önemlidir.

Tarih

MÖ 5./4. YY Aspendos sikkeleri üzerinde Estwediiys ismi ile gösterilen kent, Karatepe’den MÖ 8. YY’a tarihlenen iki dilli bir yazıtta adı geçen Mps (Mupsch veya Mepesch – Mopsos) krallığının kralı Asitawa ismi bağdaştırılmak istenmiştir. Bazı epigraflar Asitawada’yı Küçük Asya için tipik bir yerel eski isim olduğuna işaret ederek Aspendos kent kurucusu olarak yorumlarlar. Herodot ve Strabon gibi antik yazarlara göre kent Argos’lularca yerleşilmişti. Pers donanması olasılıkla Aspendos’da konumlanmıştı. Herodot’un bahsettiklerine göre Pamphylia’lılar arasında yer alan bazı Aspendos’luların MÖ 483 yılında Xerxes’e yardım etmiş ve 30 gemi yapıp donatmışlardı. Aspendos MÖ 5. YY’da aynı zamanda hem Aegina ve hem de Pers standardında sikke darp etmiştir. Atina’lı general Kimon MÖ 469’da Pers donanmasını Eurymedon ağzında hem karada ve hem de denizde bozguna uğrattığı yine antic kaynaklardan bilinmektedir.

Arrianos, Aspendos’un Büyük İskender’e, Pers kralına verdiği kadar çok miktarda at verdiğini yazar. MÖ 333’de İskender kenti almadan önce Aspendos’lular elçilerini gönderip, Pers kralına verdiği miktarda at vereceklerine dair söz verirler. Ancak İskender bir garnizon bırakıp Side’ye ayrıldıktan sonra Makedonialılara karşı savaş hazırlığına girerler. İskender bu sefer çok zalimleşir ve 4000 atın yanısıra 100 altın talent talep eder. Kent kontrolü bundan sonra Seleukos ve Ptolemaios’lar arasında bir gidip bir gelir ve sonuçta MÖ 3. YY’da Ptolemaios’ların egemenliği ile son bulur. Aspendos, kentten 50 talent talep eden Konsül Manlius Vulso’dan da nasibini alır. MÖ 188’deki Apameia barışı bile bölgeye barışı getirmez. Attalos’ların krallıklarını MÖ 133’de Roma’ya miras bırakmasına kadar. Bir süre için kent özgürlüğünü yaşamışsa da, Roma’nın Asia eyaleti kurulduğunda Roma topraklarına geçer. Aspendos Roma konsülü Gaius Veres’in orduları tarafından Perge gibi MÖ 79’da istila edilir ve yağmalanır.

İmparatorluk döneminde Aspendos süslü ve anıtsal yapılarla dolar. Bu dönemde kent yağ, tahıl, tekstil, şarap, at ve özellikle kente yakın bir gölden çekilen tuz ticaretiyle en önemli merkezlerden biri olur. Aspendos MS 431’de Primoupolis adını alır. Aspendos Selçuklu izleri de taşır. Özellikle Alaeddin Keyhubat tiyatroyu restore eder.

Yapılar

Su kemerlerinin sifonları ünik olup en çok üzerinde çalışılan yapı olmuştur. Buna karşın turistik açıdan en önemli yapı, Selçuklu dönemi tamiratı sayesinde dünyanın en iyi koruna gelmiş tiyatrolarından biri olarak gösterilen tiyatro binası olmuştur. Yapı güney parados’unun üzerindeki yazıtından anlışıldığına göre Marcus Aurelius dönemindendir ve Aspendos’lu Theodoros adında birinin oğlu olan mimar Zenon tarafında yapılmıştır.Kentte tespit edilebilen en erken dönem yapı kalıntısı agoranın doğusunda bulunan üç katlı olasılıkla Bergama stilinde yapılmış market binasıdır. Yapının üçüncü stoa katı Roma basilikası inşa edildiğinde kaldırılmakla birlikte alt iki kat günümüze kadar kalmıştır.

Diğer yapılar görünüşe göre Roma ve Roma sonrası dönemdendir. Tepenin üzerinde koruna gelmiş yapılardan, agoranın batısındaki iki katlı ikinci bir market binası ya da dükkanlar, batıdaki Hellenistik market binası üzerine inşa edilmiş önce Roma ve sonrasındaki hristiyanlık bazilikası, agoranın kuzeyindeki çeşme binası, çeşme binasının da kuzeyindeki Bouleuterion veya Odeon binası ve önünde anıtsal bir alan, kentte olasılıkla doğudan giren yol üzerinde yer alan anıtsal bir kapı, ve bu kapının da kuzey batısındaki yer alan bir tapınak başlıcalarıdır. Kent surlarının bir kısmı ve kuzey kapısı halen görülebilmektedir. Agoranın güneyindeki cadde üzerinde nişli ve tuğladan başka bir yapı yükselir. Su kemerleri, Roma hamamları, tiyatrodan başka aşağı düzlükte bulunan yapı kalıntıları arasında bir diğerini Roma ve aynı noktada daha sonra inşa edilen osmanlı köprüsü oluşturur.

Nekropoller ve Mezarlar

Üzerlerinde mezar sahiplerinin isimlerini basit formları ile: “....’nın oğlu...” ya da “....’un kızı...” şeklinde belirtilen bu steller Aspendos’da oldukça yaygın bir kullanım göstermektedirler. Bazen üçgen alınlıklarında çiçek rozet ya da benzeri motifler işlenmiştir. Stellerin oturduğu içinde dörtgen yuvası olan bazı bloklar da bulunmuştur. Bu mezar stelleri genelde bir mezar yanında ya da üzerinde veya yakın çevresinde bulunmaktaydılar.